Diyaliz Hastalarında Beslenme ve Sıvının Önemi

Diyaliz hastalarımızın sağlıklı ve uzun bir yaşam için diyalizle yaşamayı ve dengeli bir beslenmeyi ilke edinmeleri gerekir.
   
Diyaliz hastalarında beslenme ve sıvı alımının ne kadar önemli olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir.Diyaliz işlevi bozulan yada tamamen işlevsiz kalan böbreklerin işlevini yerine getirir. Ancak bu görevi yerine getirirken  sağlıklı bir insan böbreği kadar iyi yapamaz. Vücuttaki artık ve zararlı maddeler tam olarak temizlenemez. Bilinçli diyet uygulamalarıyla ortaya çıkabilecek sorunlar en aza indirilebilir.Sağlıklı insanlarda olduğu gibi, diyaliz hastaları da gerekli olan enerjiyi öncelikle karbonhidrat ve yağlardan sağlar. Eğer gerekli miktarda kaloriyi sağlayabilecek besin alınmazsa vücut enerji ihtiyacını karşılamak için kendi yapı taşlarını yıkacaktır. Buna bağlı olarak da ileri derecede halsizlik, zayıflık ve enfeksiyonlara karşı dirençsizlik ortaya çıkar.
   
Enerji (kalori) ihtiyacı yaş, kilo ve günlük faaliyet durumuna göre değişir. Ortalama olarak bir günde vücudunuzun her kg 'ı için 35-40 kalori almalısınız. Örneğin 70 kg ağırlığındaysanız 70x35=2450 bir günde ortalama olarak 2400-2700 kalori almanız gereklidir.Her hastanın kalori ihtiyacı farklıdır. Zayıfsanız fazla kalori almalısınız. Kilolu iseniz daha az kalori alıp hem de egzersiz yapmalısınız. Çünkü böbrek hastalarının hem çok zayıf hem de çok kilolu olmaları sakıncalıdır. Diyalize giren hastalarda protein ihtiyacı artar. Bunun en önemli nedeni diyaliz sırasında protein yapımında yer alan maddelerin kaybedilmesidir. Diyalize başladığınızda alacağınız protein miktarını fazlalaştırmalısınız. Bunun için günde kg başına 1.5 gr protein yeterlidir. Örneğin 70 kg iseniz yaklaşık 100 gr protein yeterli olur.

D
iyalizde dengeli beslenmenin amacı;
-Sıvı ve elektrolit dengesini  belirli bir dengede tutmak.
-Bulantı, kusma, iştahsızlık, kaşıntı, kırmızı göz, eklem ağrıları gibi üremik semptomları en asgaride tutmak.
-Klinik ve laboratuar bulgularına göre en uygun beslenme alışkanlığına sahip olmak.
-Hasta veya işlevi azalan böbreğin yükünü azaltmaktır.
Diyaliz hastalarının en çok dikkat etmesi gereken besin ögelerinin başında; su, tuz, potasyum ve fosfor gelmektedir.

HEMODİYALİZDE SIVI DENGESİ
    Sağlıklı böbreklerin en önemli görevlerinden biri vücudumuza çeşitli yollarla aldığımız sıvının fazlasını vücudumuzdan uzaklaştırmaktır.böbreklerimiz çalışamaz hale geldiğinde yiyecek ve içeceklerle aldığımız sıvı vücutta birikmeye başlar.bu nedenle alınan ve çıkarılan sıvının dengelenmesi çok önemlidir.Diyetisyeniniz ve doktorunuz tarafından hesaplanan günlük almanız gereken sıvı miktarına uymalısınız.Vücudumuzda sıvının gerek fazlalığı gerekse azlığı çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.

HİPERVOLEMİ NEDİR?
    Vücutta aşırı sıvı birikmesine denir. En sık rastlanılan sorun alınan sıvının miktarı ile ilgilidir. Diyalizde geçen süre ilerledikçe pek çok hastanın idrarı tamamen kesilir. İçilen su ve diğer alınan sıvılar vücutta birikir.1-2 gün içinde kilonuzun artması ve vücudunuzda şişliklerin ortaya çıkması aldığınız suyun çok fazla olduğunu gösterir.Genel olarak yemeklerde dahil bir günde 1000 - 1500 ml civarında sıvı almalısınız. Ancak değişik nedenlerle diyalize yeterli sıklıkta giremiyorsanız daha da az sıvı almalısınız.

Nedenleri
-Tuz alımı; sıvı tutulmasına neden olurken susuzluğu artırarak sıvı alımına neden olur.
-İdrar miktarında azalma veya kaybolma olmasına rağmen aynı miktarda sıvı alınması.

Belirtileri
-Göz etrafında ve ayak bileklerinde şişmeler
-Kilo artışı
-Tansiyonun yükselmesi
-Nefes almada güçlük
Önerilenden fazla sıvı aldınız;
Tansiyonunuz normalin çok üstüne çıkar.
Kalbiniz çok yüklenir.
Diyalizde fazla sıvı çekilirken tansiyon düşmesi, kramp gibi sizi zorlayacak

NE YAPMALISINIZ?
-Tuz alımınızı tamamen kesiniz
-Sıvı gıdalarınızı altınız
-Vücudunuzda ödem kontrolü yapınız (kilo artışı, ayakkabının rahat giyilememesi, yüzüğün parmağınızı rahatsız etmesi gibi)

FAZLA SIVI (SU) İSTEĞİNİ AZALTMAK İÇİN BAZI İPUÇLARI
-Sabah kalkınca, o gün içeceğiniz ölçülü suyu bir kaba doldurun ve gün boyunca aynı kaptan kullanın.
-Her tür sıvıyı küçük bir bardakta için.
-Tuz içeriği fazla gıdalardan uzak durun.
-Yemekler arasında diyetisyenin izin verdiği meyvelerden yiyin.
-Ağız kuruluğuna karşı, ince kesilmiş limon kabuğu çiğneyin.
-İlaçları yemek sırasında içtiğiniz su ile için.
-Ağzınızda suyu çalkalayın fakat içmeyin.
-Sakız çiğneyin.
-Kışın ağız kuruluğunu önlemek için soba veya kalorifer üzerine bir kap su koyun

HİPOVOLEMİ NEDİR?
  Vücutta aşırı sıvı kaybına (hipovolemi) denir. Hipovoleminin nedenleri;
-Az miktarda sıvı alımı
-Vücuttan fazla sıvı çekilmesi
-İshal, bulantı, kusma ile vücuttan sıvı kaybı

Belirtileri;
-Kilonuzda ani düşme
-Tansiyonunuzda düşme
-Baş dönmesi
-Halsizlik
-Kramplar
-Ağız Kuruluğu

TUZ
Böbrek yetersizliği ortaya çıkınca tuz yeterli miktarda atılamayacağından vücutta birikir. Biriken tuz, suyun da birikmesine neden olur; tansiyon yükselmesine ve kalp yetersizliklerine yol açabilir. Bu kişilerin diyetlerinde günlük tuz alımı 3 – 4 gram olmalıdır.

Tuz kısıtlaması için şu noktalara dikkat edilmelidir:
-Yemeklere ve salataların üzerine tuz ekleme huyundan vazgeçilmelidir, baharat ve çeşnilerle tatlandırabilirsiniz
-Zeytin, turşu, pastırma ve konserve gibi çok tuz içeren besinler yenmemelidir, hazır çorba ve yemeklerde gereğinden fazla tuz bulunduğunu unutmayınız.
-Tamamen tuzsuz yemeniz gerekiyorsa ekmekte tuzsuz olarak satın alınmalıdır.

POTASYUM
   Potasyum; kasların işlevlerini yerine getirmesini ve su dengesini sağlayan, kanda bulunan bir mineraldir. Böbrek yetersizliğinin ileri dönemlerde kan potasyum düzeyi yükselir ve hayati tehlikede dahil olmak üzere birçok soruna neden olabilir.
    Bu sorunlar; kusma, yorgunluk, bulantı, halsizlik, bozuk kalp ritmi ve ani kalp durmalarıdır. Bu gibi sorunların önüne geçebilmek için varsa hekiminizin verdiği ilaçları kullanmalı ve besinlerdeki potasyum miktarını iyi bilmeli ve beslenmenizi ona göre düzenlemelisiniz.
-Muz, kivi, kayısı, kavun, hurma, tüm kuru meyveler, meyve suları
-Ispanak, mantar, patates, pazı, havuç, pırasa, enginar
-Tüm kurubaklagiller, bulgur
-Antep fıstığı, ay çekirdeği, badem, fındık, ceviz, kestane
-Neskafe, kakao, çikolata, tahin, pekmez ve aşure yüksek miktarda potasyum içeren besinlerdir. Bu besinlerin gün içerisinde tüketim miktarlarına dikkat edilmelidir.

FOSFOR
    Fosfor; kemik ve diş oluşumunda, hücreye enerji sağlanmasında, genetik bilgilerimizin ana kaynağı DNA ve RNA’nın yapısında bulunur.
    Böbrek yetmezliği hallerinde böbrekten fosfor atımı azaldığı için, kemik yıkımı kana ek fosfor sağladığı için kandaki fosfor düzeyi yükselir. Bu yüksekliğin sonuçları; kaşıntı, kırmızı göz, kemiklerde kolay kırılma, ağrı, güçsüzlük, hareket güçlüğü ve kalp krizidir.
    Bu gibi durumların önüne geçebilmek için varsa hekiminizin verdiği fosfor bağlayıcı ilaçları kullanmalı ve yüksek miktarda fosfor içeren besinlerin tüketimine dikkat edilmelidir.
-Süt, kaşar peyniri, sütlü tatlılar
-Bulgur, tüm kurubaklagiller
-Fındık, antep fıstığı, badem, ceviz, ay çekirdeği, yer fıstığı, kabak çekirdeği
-Et, tavuk, balıklar, sakatatlar
-Tahin, pekmez, çikolata, aşure, kakao
-Neskafe, kola gibi besinler fosforu yüksek miktarda içeren besinlerdir. Bu besinlerin gün içerisinde tüketim miktarlarına dikkat edilmelidir.

VİTAMİNLER VE DEMİR
     Diyaliz hastalarının diyetinde demir ve vitaminler; bulantı ve kusmaya bağlı olarak ve iştah-sızlık nedeniyle yeterli düzeyde beslenemezseniz vücudunuzda demir ve vitamin eksiklikleri olacaktır. Bu maddeleri içeren ilaçları almanızla eksiklikler tamamlanacaktır. Diyaliz sırasında bir miktar demir vücuttan kaybedilir. Bunun için diyaliz hastalarının çoğuna demir içeren iğneler ve haplar uygulanır. Pek çok vitamin ve mineral de diyaliz esnasında kaybedilir. Diyaliz hastalarında D vitamini eksikliği olur ve ilaçla takviye edilir. Böbrek yetersizliğinde A vitamini artar ve bu vitamini içeren ilaçları almak zararlı olabilir. Doktorunuzun size önerdiği vitaminleri düzenli şekilde alınız. Kendi başınıza ve diğer hastaların önerileriyle ilaç almayınız.

 EV DIŞINDA YEMEKTE DİYETE NASIL UYULMALI?
     İlk saptayacağınız şey yemek yiyeceğiniz restoranın ne yemekler yaptığı, örneğin "Fast-Food" ve doğu mutfağı olan restoranların yemeklerinde sodyum miktarı fazladır. Unutmayın ki tatil veya davetlerde diyete ara vermek diye bir şey yoktur. Bu küçük kaçamaklar, sağlığınızı tehlikeye atmaya değmez.

Dışarıda yemek yiyecekseniz uyulması gerekli genel kurallar:
-O gün evdeki öğünlerinizi daha özenle seçin.
-Arkadaşınıza gidecekseniz, arkadaşınızın diyetinizden haberdar olmasını sağlayın.
-Yemek öncesi yenen aperatiflerden uzak durun.
-Restoranlardaki porsiyonlar evdekinden büyüktür. Yarım porsiyon ısmarlayın.
-Tatlı seçiminizi çikolata, fındık, süt, potasyumdan zengin meyve, peynir gibi size yasak şeylerin bulunmadığı tatlılar olmalıdır.
-Hamur işleri, makarna, pilav, ekmek ölçü oranında yenebilir.
-Restoranlarda tuzsuz sebze yemeği bulmak imkansızdır. Bu nedenle o gün evde hiç tuzsuz yiyerek dengelemeye çalışın.
-Bütün yemek soslarının ayrıca getirilmesini isteyin ve az miktarda kullanın.
-Salata sosu olarak, yağ, sirke, limonu tercih edin. Diğer salata soslarından uzak durun.
-Diyet listenizde serbest olan meyve, tatlıları tercih edin, çikolata, fındıklı tatlılardan uzak durun.
-İçecek olarak diyet listenizde olanları tercih edin ve en önemlisi miktarına özen gösterin. Daha iyisi garsondan su bardağınızı kaldırmasını rica edin.
-Yemeğe çıkacağınız zaman diyetisyeninizin önerilerini almak için danışmaktan çekinmeyiniz.
-Menüde bilmediğiniz bir yemek adı varsa bunun içeriğini garsondan sorun.
-Izgara siparişi verirken tuz konulmamasını söylemeyi unutmayın.
-Fast-food diye adlandırdığımız sandviç, pizza, hamburger seçimlerinizde çok dikkatli olmalısınız. Hamburger yemeyi canınız çok istediyse çocuk menusu ve içinde peynir ve sos olmayanını tercih edin. Kolalı ve sütlü-yoğurtlu içecekleri tercih etmeyin. Kızarmış patates, cips gibi patatesli yiyeceklerin potasyumdan çok zengin olduğunu hatırlatmaya gerek yok.
-Tatlı seçiminiz, zengin meyve, peynir gibi size yasak şeylerin bulunmadığı tatlılar olmalıdır.
-Tabii ki bu yemeklerle birlikte  fosfat bağlayıcılarınızı almanız gerektiğini hatırınızdan çıkarmayın ve yemeğe giderken yanınızda olup olmadığının kontrolünü yapın.