Hemodiyaliz Hastalarında Kardiyolojik Sorunlar ve Beslenme Önerileri

  Diyalizin süresi, membran türü, su kalitesi gibi diyaliz faktörleri, hastanın diğer hasta-lıkları ve aldığı ilaçlar, yaş, cinsiyet, etnik köken gibi hasta faktörleri ve böbrek hasta-lığının türü, hipertansiyon, anemi, üremik internal ortam, hiperparatiroidizm, iki diyaliz arası fazla sıvı alımı ve AV fistül veya greft varlığı gibi faktörler mortaliteyi etkilemektedir.
   Kronik üremi, yüklenme kardiyomiyopatisi için özel bir durumdur ve sol ventrikül basınç ve sıvı yüklenmesi hastanın diyaliz yaşamı boyunca sürmektedir. Ayrıca bu duruma miyosit ölümünde artış, myokard fibrozisi, kapiller yoğunluk ve koroner arter perfüz-yonunda bozulma da eşlik eder.
   İskemik kalp hastalığı genellikle koroner arter hastalığının bir sonucu olmasına rağ-men diyaliz hastalarının ¼ ‘ünde iskemik semptomlar aterosklerotik değişikliğe bağlı değildir. 
   Sol ventrikül hipertrofisikoroner rezervi azaltarak iskemik semptomlara zemin hazırlar. 
   Üremik hastalarda koroner arter hastalığı için başlıca risk faktörleri hipertansiyon, diyabetes mellitus, sigara, insülin direnci, lipid metabolizması bozuklukları ve vasküler kalsifikasyondur. Perikardit, kalp tamponadı, kardiyak aritmiler ve kalp yetmezliğine yol açar ve diyaliz has-talarında tüm ölümlerin % 3-4'ünden sorumludur. Diyaliz tedavisi uygulanmayan bir hastada üremi ile ilişkili perikarditin ortaya çıkması acil diyaliz endikasyonudur.
   Diyaliz ile ilişkili perikarditin en sık nedenleri yetersiz diyaliz ve hipervolemidir.
   Hemodiyaliz hastalarındaki hipertansiyon hemen her zaman vücutta sıvı birikmesinin artışı ile birliktedir. Hipertansiyonu olan hemodiyaliz hastalarında ciddi sıvı ve tuz kısıtlaması ile birlikte, yeterli sürede (en az 4 saat) hemodiyaliz uygulanmalı ve sıvı çekilmesi giderek artırılarak hedef kuru ağırlığı giderek daha aşağılara çekilmelidir. Anemi, diyaliz tedavisine başlayan hastalarda sol ventrikül hipertrofisi ve ekokardiyografik anormalliklere yol açarak, kalp yetmezliği ve ölümle sonuçlanmaktadır. Hemoglobin değerlerindeki her 1 gr/dl lik düşme sol ventrikül kitle indeksinde 10 gr/ m lik artışla sonuçlanmaktadır. Sol ventrikül dilatasyonlu hastalar, normal ekokardi-yogramlı hastalarla karşılaştırıldığında iskemik kalp hastalığının, aneminin, hipertansiyonun ve hipoalbümineminin sol ventrikül derecesini belirleyen bağımsız belirleyiciler olduğu tespit edilmiştir. Anemi dışında sol ventrikül hacim yüklenmesinin diğer sebepleri AV fistül ve tuz fazlalığıdır. Hemodiyaliz hastaları mutlaka tuzsuz diyete uymalıdırlar. Tuzsuz diyete yeterince uyulmadığında hastada kaçınılmaz olarak susama hissinin artması nedeni ile su alımı da artacaktır. Günlük sıvı alımının (yemekle birlikte alınan dahil) 1.000 ml'yi geçmemesi amaçlanmalıdır. Su kilosu olarak ifade edilen günlük tartı artışının 1 kg'ı aştığı durumlarda, hipertansiyon gelişmesi, kalpte büyüme ve ileri dönemlerde kalp yetersizliği ortaya çıkmaktadır. 
   Hemodiyaliz hastalarının mutlaka uyması gereken diyet kısıtlamalarından biri de potasyum kısıtlamasıdır. Kan potasyum düzeyleri 6-6.5 mEq/1' nin üzerinde olduğu zaman, kalpte ritm ve ileti bozukluklarına yol açarak ani ölümlere neden olabilir. Hemodiyaliz hastalarında aniden gelişen güçsüzlük, bacaklarını hareket ettirememe, nabızda yavaşlama durumlarında kan potasyum düzeylerinde aşırı bir yükselme düşünülmeli, hasta hemen hemodiyaliz merkezine başvurmalı ve gereğinde acil hemodiyaliz uygulanarak serum potasyum düzeyleri düşürülmelidir. Bu duruma karşı korunmak amacı ile hastalar baklagiller, narenciye, fındık, fıstık benzeri kuruyemişler, üzüm, muz, kayısı gibi ürünlerin potasyumdan zengin olduğu konusunda uyarılmalıdır. Ayrıca diyet tuzlarının içeriğinde de önemli oranda potasyum bulunmaktadır ve hemodiyaliz hastalarında kesinlikle kullanılmamalıdır. Kan fosfor düzeyle- rindeki artış, kemiklerdeki yıkımı artıran paratiroid aşırı salgılanmasına neden olmaktadır. Bu durum uzun dönemde kemiklerde kırıklar ve eğrilmelere neden olarak sıkıntı veren yan etkilere neden olur. Ayrıca serum fosfor düzeylerindeki uzun süreli yükseklikler, bunların kalsiyum ile birleşerek deride, kaslarda ve daha da önemlisi damar duvarlarında birikmelerine, damar tıkanıklıklarına neden olup, iyileşmeyen yaralara ve ağrılara sebebiyet vermektedir. Son yıllarda, damar duvarı kireçlenmelerinin kalbi besleyen damarlarda da oluştuğu ve bu grup hastalarda koroner kalp hastalığı ve kalp krizine neden olduğu düşünülmektedir. Vitaminler (fo- lik asit, B1, B2, B6, B12 gibi B grubu vitaminler, C vitamini) ve değişik mineraller (magnezyum, çinko, iyot, flor vb.) organların sağlıklı çalışabilmesi açısından gereklidir. Hemodiyaliz sıra- sında bu mineral ve vitaminlerin pek çoğu vücuttan uzaklaşmaktadır. Bu nedenle kaybedilen bu vitamin ve minerallerin, başta folik asit, B grubu vitaminler ve C vitamini olmak üzere diyaliz sonrası alınması gerekmektedir. Tüm böbrek hastalarının kalp hastalıklarından korunması için tuz kısıtlamasına, potasyum kısıtlamasına ve fosfor kısıtlamasına, yeterli diyaliz süresine uymasına (en az 4 saat olup birçok ülkede 8 saatlik diyaliz uygulamalarının daha iyi sonuçlar doğurduğu gösterilmiştir.) ve vücutta oluşacak yanlış ve eksik beslenmelerinin düzeltilmesi gerekmektedir. Ayrıca herkesin sağlığını koruması için kötü alışkanlıklardan kurtulması, fazla kilo alımının olmaması ve kalp damar sağlığı için günde en az 30 dakika  spor yapması ve doğru beslenme çok önemlidir.